Doktorun Kusurlu Davranışı Ve Hasta Yakınlarına Tazminat Rehberi - Trabzon Haber Sitesi
SON DAKİKA

Doktorun Kusurlu Davranışı Ve Hasta Yakınlarına Tazminat Rehberi

Bu haber 09 Mart 2019 - 15:27 'de eklendi ve kez görüntülendi.

Çalışma alanı insan bedeni olan doktorların, kişilerin yaşam hakkını  korumak, onların sağlıklı ve güvenli bir yaşam sürmelerini sağlamak asli görevleridir. Toplum yaşamında kişilerin her zaman ve her durumda birbirlerine karşı yükümlülükleri ve sorumlulukları vardır. Bu nedenle de doktorlar kişilerin sağlık haklarını ihlal etmeden uygun tedavi uygulamakla, tedavi sürecini başarılı ve faydalı yürütmekle ve hastalarına doğru teşhis ile sağlıklarına kavuşturmakla görevlidirler.

Doktorların yanlış teşhis koyması, yanlış tedavi uygulaması ve benzeri nedenlerle  hastalar ve hasta yakınları çeşitli zararlarla karşılaşmaktadırlar.

Doktorun kusurlu davranışı nedeniyle hastanın ölmesi durumunda ya da durumunun ağırlaşması veya sakat kalması durumlarında hastanın kendisinin ve hasta yakınlarının haklarının neler olduğunu paylaşmak isterim.

Konuyla ilgili özel bir düzenleme olmasa da Borçlar Kanunu, kusur veya kusursuz sorumluluk hallerinde hak sahiplerinin izlemeleri gereken yolu göstermektedir.

Maddi zarar; ahlak ve hukuk düzeninin onaylamadığı bir hekim davranışı sebebiyle hastanın ölmesi ya da beden gücünü yitirmesi sonucu meydana gelen malvarlığı zararlarıdır.  Tanım içeriğinden de anlaşıldığı gibi maddi zarar, hastanın ölmesi veya hastanın beden gücünü yitirmesi hallerinde kendini göstermektedir.  Her iki halde de uygulanacak prosedür, izlenecek yol ve göz önünde bulundurulacak kıstaslar farklıdır.

Doktorun kusurlu davranışı sebebiyle, hastanın ölmesi durumunda “destekten yoksun kalma tazminatı”  hastanın desteğinden, bakımından ve yardımından mahrum kalan taraf davacı sıfatı ile maddi zararın tazmin edilmesini kusurlu taraftan ister. Davacının, ölen hastanın mirasçısı olmak gibi bir dava şartı bulunmamaktadır.  Yoksun kalındığı  iddia edilen desteğin, bakımın veya yardımın devamlı ve düzenli bir surette olması ve meşru bir nedene dayanıyor olması gerekir.  Ölen kişinin geliri , ölen kişinin yaşı, tarafların kusur oranları; geride kalan kişinin kadın ya da erkek olması, tekrar evlenme şansının olup olmadığı tazminatın miktarında belirleyici kıstaslardır.

Destekten yoksunluk zararının hesabında müteveffanın gelirinin belirlenmesi tazminatın doğru tespitinde önemli bir yer tutmaktadır. Somut olayda mahkemece alınan bilirkişi raporunda müteveffanın (destek) geliri hesaplanırken, müteveffanın inşaat ustası olarak çalıştığı kabul edilmiş ve İnşaat Mühendisleri odası tarafından inşaat ustası olarak çalışan bir kişi için belirlenen emsal ücretinin 4,85 TL/saat olduğu, buna göre de desteğin gelirinin asgari ücretin iki katı olduğu değerlendirilerek bu miktar üzerinden tazminat hesabı yapılmış ise de, desteğin inşaat ustası olduğuna dair dava dilekçesinde ve yargılama sırasında ileri sürülmüş bir iddia ve hiç bir delil bulunmamaktadır. Öncelikle desteğin yaptığı iş ve geliri ile ilgili davacıların tüm delillerinin toplanması, ölenin asgari ücretin üzerinde bir gelirle çalışmasının ispat edilememesi halinde ise asgari ücret üzerinden hesap yapılması,  Mahkemece hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporunda davacı eşin rapor tarihi itibarıyla 47 yaşında olduğu ve %1 evlenme şansının belirtilerek tazminat hesaplanması da doğru bulunmamıştır. Mahkemece, Dairemizin yerleşmiş uygulamasına göre eşin evlenme ihtimalinin olay tarihi itibarıyla AYİM tablosuna göre değerlendirilmesi suretiyle tazminatın hesaplanarak sonucuna göre karar verimek gerekmiştir./ Y17. HD.  2014/5806 E. 2015/15005 K.

Doktorun kusuru nedeniyle hastanın durumunun  ağırlaşması ya da sakat kalması durumunda, zarar gören hasta, doktor aleyhine “maddi tazminat” talebinde bulunur. Hastanın durumunun ağırlaşması ya da sakat kalması durumunda, zarar gören doğrudan hastanın kendisi olduğundan hastanın yakınlarının tazminat talep etme hakları yoktur.

Hastanın maddi zararı ile beraber doktor, kusuru yüzünden ortaya çıkan ekstra tedavi giderlerini ve tedavinin uzaması sebebiyle hastanın elde edemediği gelirleri tazmin ile yükümlüdür. Doktorun kusurlu davranışı, hastanın bedeninde geçici veya kalıcı bir fonksiyon kaybına sebep olmuş ise, doktor hastanın maruz kaldığı beden gücü kaybı sebebiyle oluşan veya oluşacak olan malvarlığı değerlerinden de sorumludur.

Beden gücü kaybı sebebiyle oluşan maddi zararın tespitinde hastanın yaşı, ortalama veriler ışığında ne kadar süreyle daha aktif olarak çalışabileceği, hastanın malul olmadan önceki aylık geliri, hastanın malul olduktan sonra elde etmesi muhtemel aylık gelir ve bu iki gelir arasındaki fark, hekimin ve hastanın kusur oranları gibi hususlar belirleyicidir.

Bu tür davalarda gerçek zarar hesabı, tazminat hukukuna ilişkin genel ilkeler doğrultusunda yapılmalı, sigortalı sürekli iş göremezlik durumuna girmişse bedensel zarar, ölüm halinde destekten yoksun kalma tazminatı hesabı dikkate alınmalıdır. Gerçek zararın belirlenmesinde, zarar ve tazminata doğrudan etkili olan sigortalının net geliri, kalan ömür süresi, iş görebilirlik çağı, iş göremezlik derecesi, kusur ve destek görenlerin gelirden alacakları pay oranları, eşin evlenme olasılığı gibi tüm veriler ortaya konulmalıdır. Gerçek zarar, sigortalının kaza tarihi itibarıyla kalan ömür süresine göre aktif ve pasif dönemde elde edeceği kazançlar toplamından oluşmaktadır. Sigortalı veya hak sahiplerinin kalan ömür süreleri yönünden ise, Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı, Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Aktüerya Bilimleri Bölümü, … Danışmanlık, Marmara Üniversitesi ve Başkent Üniversitesinin çalışmalarıyla “TRH2010” adı verilen Ulusal Mortalite Tablosu hazırlanarak Sosyal Güvenlik Kurumunca 2012/32 sayılı Genelgeyle ilk peşin sermaye değerlerinin hesabında uygulamaya konulmuş olup özü itibarıyla varsayımlara dayalı gerçek zarar hesabında gerçeğe en yakın verilerin kullanılması gerektiğinden ülkemize özgü ve güncel verileri içeren TRH2010 tablosu kalan ömür sürelerinde esas alınmalıdır.Meslekte kazanma gücü kaybı oranının (sürekli iş göremezlik derecesinin) %60’ın altında kaldığı durumlarda, emsallerine göre sigortalının daha fazla efor harcamak suretiyle de olsa çalışmasını sürdürüp yaşlılık aylığına hak kazanması olası bulunduğundan, 60 yaş sonrası yönünden pasif dönem zarar hesabı yapılmamalıdır.

Gerçek zarar hesaplanması yönteminde, hak sahibi eşin kalan ömür süresi daha uzun olsa bile, destek süresi, sigortalının kalan ömrü ile sınırlı olup çocuklardan erkeğin 18, ortaöğretimde 20, yüksek öğretim durumunda 25 yaşını doldurduğu tarih itibarıyla gelirden çıkacağı kabul edilmeli, evlenme tarihine kadar gelire hak kazanacağı belirgin bulunan kızın, aile bağlarına, sosyal ve ekonomik duruma, ülke şartlarına ve yörenin töresel koşullarına göre evlenme yaşı değişkenlik arz ettiğinden bu konuda Türkiye İstatistik Kurumunca bölgelere göre hazırlanan istatistiklerden yararlanılmalıdır.
Yukarıdaki yasal düzenleme ve açıklamalar ışığında dava değerlendirildiğinde, öngörülen ilkeler gereğince uzman bilirkişi tarafından yöntemince rapor düzenlenerek sigortalının gerçek zararı hesaplanmalı, bu miktar, sürekli iş göremezlik gelirinin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri ile karşılaştırılıp davalının yargılama aşamasında saptanan %75 kusur oranına göre sorumluluk tutarı ortaya konulmalıdır.” Y10. HD. 2014/19166 E. 2015/22341 K.

Herkes haklarını bilmeli, haklarını kullanmak üzere bir şeyler yapmalı ve o hakları kullanmalıdır. Sağlık tedavisi sırasında fiziksel veya manevi ve psikolojik zarar gören bireyin ve yakınlarının tazminat talep etme hakları vardır. Hakları zarar gören bireyler, sağlık hizmeti veren gerçek ve tüzel kişilere haklarını kullanmak istediklerini bildirmeli ve akabinde de yasal süreç vakit kaybetmeden başlatılmalıdır.

Saygılarımla,

Av. Şaha Elif Ergin

Av. Şaha Elif Ergin
Av. Şaha Elif Erginav.saha.ergin@gmail.com
https://sahaelifergin.wordpress.com

Merhaba,kanalımıza abone olup bizleri takip edebilirsiniz