Liman ‘Port’ Oldu, Halka Dert Oldu - Trabzon Haber Sitesi
SON DAKİKA

Liman ‘Port’ Oldu, Halka Dert Oldu

Bu haber 07 Temmuz 2019 - 20:10 'de eklendi ve kez görüntülendi.

Giresun Limanı 1959 yılında, dönemin siyasilerinin etkisi ile coğrafi olarak yanlış yere yapıldı. ‘Çekek’ dururken ve coğrafi olarak daha uygun iken, siyasi karar ile mevcut yerinde hizmete girdi.
Özelleştirme politikalarının sonucu olarak 30 Haziran 1997 tarihinde özelleştirildi. 3 milyon 204 bin dolara Çakıroğlu A.Ş. liman aldı.
Çakıroğlu A.Ş. başarılı bir liman işletmeciliği yapamadı.
03 Eylül 2017 tarihinde liman el değiştirdi. Trabzon Çarşıbaşı Merkezli Kobyalar Group ile bu grubun %50 hissesine sahip olduğu Keşap Karakoç Petrol Ürünleri Ltd. Şti, Çakıroğlu A.Ş. ‘den limanı aldı.
Yeni şirketin temsilcisi işe hızlı başladı.
23 Kasım 2017 tarihinde İl Genel Meclisi toplantısına katıldı ve projelerini anlattı.
Yatırımdan bahsetti. İstihdamdan bahsetti…
SEKA elinden gitmiş, ADEL gitmiş, FKB bitmiş olduğu, işsizlik oranının büyük olduğu kentte yatırım ve istihdam sözcükleri İGM’de alkışlarla, teşekkürle karşılandı.
Projelerin uygulanması için de Giresun limanı ,‘Giresun Port’ adını aldı. (Port, İngilizce liman anlamındadır!)
Kobyalar Group aslında limanı kendi adına değil de Gaziantep Merkezli Tiryaki Agro Group adına emaneten almıştı.
Nitekim bir yıllık emanet dönemi sonrasında Eylül 2018 tarihinde Tiryaki Agro limanı devraldı. İGM’ de Kobyalar Group yetkilisinin açıkladığı yatırımlar için kolları sıvadı.
Zaten Trabzon’da yılda 100 bin ton üretim ve depolama kapasiteli tesisi vardı. Yine Samsun’da yılda 250 bin ton üretim ve depolama tesisi vardı.
Bakliyat, tahıl ve yağlı tohumlar üzerine çalışıyordu. Başka kentlerde ve dünyanın çeşitli ülkelerinde de tesisleri vardı.
2013 yılında, ABD’ den ithal edilen 23 ton GDO’lu pirinç nedeniyle şirket başkanı ve bazı kişiler tutuklandı.
Dönemin Tarım Bakanı Mehdi Eker ile Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı ‘pirinçler GDO’lu değil’, ‘kafa karıştırmaya kimsenin hakkı yok’ açıklamalarında bulunmuşlardı!
Siyaset müdahale etmiş ve tutuklananlar serbest kalmış ve GDO konusu kapatılmıştı. GDO’lu pirinçler de pazara sevk edilmişti…
İktidar ile araları son derece iyi idi. Bu iyi ilişkiler günümüzde de sürmektedir.
Biz dönelim ‘Giresun Porta.’
Liman sahasında Gazi caddesini ve ATAPARK’ın önünü kapatan depolar yapılmaya başlandığında, 18.10 2018 tarihinde “Yatırıma Değil Yere Karşı Çıkmak” başlıklı bir yazı yazmıştım.
Bir hafta sonra bir restoranda şirket temsilcisi basın toplantısı düzenledi.
Yatırımı anlattı. Halen limanda 30 kişi istihdam edildiğini 2019 yılında bunun 100 kişiye çıkacağını söyledi!
Özetle yatırıma destek için kamuoyu oluşturma çabası içinde idi…
Fakat o sıralarda iktidar içinde bir çatlak dikkat çekiyordu. Başını milletvekili Sabri Öztürk’ün çektiği bir ekip yatırıma destek veriyor ama dönemin il başkanı, halen belediye başkanı Şenlikoğlu ile milletvekili Kadir Aydın yatırımı eleştiriyordu.
Eleştiri yapanlara yakın aynı guruba bağlı iki gazete de manşet haber yaparak tepkisini ortaya koyuyordu.
Dönemin il başkanı Şenlikoğlu, soluğu Ankara’da almıştı. Kısa bir süre inşaat durduruldu.
Daha sonra depo yüksekliği 12 metreye düşürülerek inşaat başladı ve bitme aşamasına geldi. Hatta gemilerle tahıl gelmeye, işlenmeye de başlandı.
Fakat ‘yatırıma değil ama yere karşı çıkmak gerek’ tespitimi haklı çıkaran bir süreç yaşanıyor. AKP içinde ki ayrılık da devam ediyor.
Tahıl gelmeye ve işlenmeye başlanması ile Kale Mahallesi toz içinde kaldı. Gelen şikâyetler üzerine Cumartesi günü bu konuyu araştırdım.
Taş Başı Parkı yakın gelecekte kimsenin gitmeyeceği bir yer olacaktır.
Masaların üzeri tahıl tozu. Garsonun servis tepsisi de… Ve toz kokuyor, zor nefes alınabiliyor. Çay getiren garson, “ abi sürekli toz almak zorunda kalıyoruz fakat önleyemiyoruz” diyor.
Keşap Durağına geldim. Tahıl tozu kokusu rüzgarla oraya da gelmişti. Hatta ATAPARK’ a da… Kale Mahallesine gittim.
Mahalle girişinde, rektörlük binası arkasındaki çay ocağından limana bakıldığında havadaki tahıl tozu görülüyordu.
Bir mahalle sakini, “Balkona çamaşır asamıyoruz” dedi. Bir başkası “Bu mahallede artık astımlı hastaların yaşaması zor” dedi.
Bir başkası ise “İmza topladık. Yetkililerden çözüm bekliyoruz” dedi ve ekledi “ Vali beyde bu mahallede yaşıyor. Olaya müdahale etmesini bekliyoruz” dedi.
Bir başka vatandaş ise, “ gece geç saatlerde tahıl tozu daha yoğun oluyor” dedi.
Kale Mahallesi sakinleri dertli… Taşbaşı Parkı işletmecisi dertli…
Yakında Atapark’dan tahıl tozu altında kalacaktır.
Valilik Lojmanı gibi Belediye Binası da…
Hatta Gazi Caddesi de!
Yatırım dediler, istihdam dediler… Daha tam kapasite çalışmadan sorun olmaya başladılar.
Soru şudur;
Birkaç yüz kişinin istihdamı mı daha önemli, halkın sağlığı mı?
Bence halkın sağlığı daha önemlidir. Yetkililer bu soruna sağlıklı bir çözüm üretmelidir.
Filtre sistemi var. Başka gelişmiş teknolojiler var. Maliyeti düşüreceğiz diye halkın sağlığı ile oynanmamalıdır.
Yetkililer buna izin vermemelidir.
Bekliyoruz!..
Limanımız ‘port’ oldu, halkımıza dert oldu.

HİLMİ TAŞKIN
EĞİTİMCİ/YAZAR

Hilmi Taşkın
Hilmi Taşkınhilmi61@gmail.com

Merhaba,kanalımıza abone olup bizleri takip edebilirsiniz